-
Oca 16
Yoksulluk Nafakası Ne Zaman Sona Erer?
Boşanmanın, evliliğin sona ermesi dışında bir çok hukuki sonucu bulunmaktadır. Yoksulluk nafakası bu sonuçlar içerisinde en çok merak edilenler arasında yer almaktadır. Yoksulluk nafakası nedir? Kimler nafaka alabilir? Ne zaman sona erebilir? Gibi sorular sık sık hukukçuların karşısına gelmektedir. Yoksulluk Nafakası Nedir? Boşanma ile mali güçlüğe düşen, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan nafaka isteyebilmektedir. Boşanmanın kesinleşmesiyle, boşanan eşe ödenmeye başlayan bu nafaka türü, TMK’nun 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakasını oluşturmaktadır. Yoksulluk Nafakası Kime Ödenir? Türk Medeni Kanunu; yoksulluk nafakası alan tarafın mutlaka boşanma ile yoksulluğa düşecek olmasını aramaktadır. Nafaka alacak tarafın, yoksulluğa düşecek olması yeterli olup; mutlaka hiçbir geliri olmaması aranmaz. Hakim tarafların evlenmeden önceki sosyo-ekonomik durumlarını, evlendikten sonraki ekonomik koşullarını, gelir ve giderlerini göz önünde bulundurarak takdir eder. Erkeklere yoksulluk nafakası ödenmesi ile ilgili makalemize buradan ulaşabilirsiniz. Yoksullluk Nafakası Ne Zaman Ödenmeye Başlar? Yoksulluk nafakası, boşanma sırasında hükmedilen tedbir nafakasından farklı olarak boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren ödenir. Boşanma hususunda mahkemenin verdiği karar, taraflara tebliğ edilmesinden itibaren 15 gün geçmesiyle birlikte kesinleşir.Mahkeme kararının kesinleşmesi için, kararın tebliğinden itibaren geçecek 15 günlük sürede kararın kesinleşmesini önleyecek hukuki yollara (istinaf) başvurulmamış olmalıdır. Sigortalı çalışanlar için yoksulluk nafakası ile ilgili makalemizi buradan okuyabilirsiniz. Yoksulluk Nafakası Ne Zaman Sona Erer? İrat şeklinde ödenen maddi tazminat ve nafakanın ne zaman sona ereceği TMK’nun 176. maddesinde düzenlenmiştir. Boşanma ile yoksulluğa düşen eşin, yoksulluğu sona ererse, boşanma ile karar verilen yoksulluk nafakası da kalkar. Yoksulluk nafakası alan eş, nafaka alırken yeniden evlenir ya da başka bir kişiyle evlilik hayatı sürerse yoksulluk nafakası sona erer. Yoksulluk nafakası alan eş ya da nafaka ödeyen eş hayatını kaybederse, yoksulluk nafakası ortadan kalkar. Yoksulluk nafakası alan eşin haysiyetsiz hayat sürmesi halinde de; yoksulluk nafakası sona erer.
Continue reading -
Oca 16
Eşiniz Sizi Aldatıyor ve Öğrendiniz, Dikkat Edin Hapse Girebilirsiniz!
Mutlu mesut geçen günlerin ardından kara bulutlar evliliğinizin üzerinde dolaşmaya başladı ve bir gün merak edip eşinizin çantasını açtınız, telefonundaki mesajları okudunuz ve O da ne? Biri ile yaptığı çok özel yazışmalar. Artık sizin için her şey farklı bir anlam kazandı, aldatılıyordunuz. Hemen gizlice eşinizin iş bilgisayarına bakıyorsunuz, O’na yazılmış sayfalarca kişisel e-postalar, birlikte gidilen yemeklerden fotoğraflar ve hepsinden kötüsü eşinizin çantasında duran günlüğü, tereddütsüz açıp okuyorsunuz bir gün önce yazdıklarını. O’nu ne kadar sevdiğini yazmış. 5 dakika içinde anlıyorsunuz ki evliliğiniz bir yalan ve boşanmak için gereken işlemlere başlıyorsunuz. Eminsiniz, aldatılıyorsunuz, suçlu cezasını çekmeli ancak bu durumda suçlu sizsiniz çünkü deminde birden çok suç işlediniz. Eşinizin özel hayatının gizliliğini ihlal ettiniz. Özel Hayatın Gizliliği Eşler Arasında da Geçerli mi? Özel hayat ve özel hayatın gizliliği kişiye Anayasa ile verilmiş bir hak, ihlali ise Türk Ceza Kanunu ile suç sayılmıştır. Peki Evliliklerde Eşler Arasında Gerçekten De Özel Hayat Olabilir Mi? Evlilik; kişilerin hayatı paylaşma, hatta ve hatta ömürlerini birlikte geçirmek amacıyla yapılan bir sözleşmedir. Bu durumda eşlerin kendi özel hayatları olabilir mi ve eşlerin birbirlerinin özel hayatlarına karşı saygı göstermesi taraflardan ne kadar beklenebilir? Evliliğin her anının paylaşıldığı mutlu zamanlarında özel hayat kavramı pek önem arz etmez ancak evliliklerde sorun yaşanmaya başladığı durumlarda “özel hayat” hem kadın için hem de erkek için önem kazanmaya başlayabilir. Eşlerden Biri Diğerini Aldatıyor ise Durum Ne Olacaktır? Türk Ceza Kanunu Özel Hayatın Gizliliğini düzenlediği 134. Maddesinde bu ihlale genel olarak yer vermiş olduğundan dolayı aldatılan eşler için de bu suç geçerli olacaktır. Zira kanun koyucu ihlalin kimden geldiği ile değil sonuçları ile ilgilenmiştir. O Zaman Aldatılan Eş Bu Durumu Nasıl İspat Edecektir? Aldatılan eşin öncelikle aldatıldığını hukuka uygun deliller ile ispat etmesi gerekmektedir. Aynı evde yaşayan kişilerin boşanma esnasında elde ettiği delillerin hukuka uygun kabul edilmesi için “Ortak alanda” veya “kamuya açık alanda” elde edilmesi gerekmektedir. Eşler ortak alanlarında elde edilen veya bulunan delilleri boşanma davasında kullanabilecektir. Bunun dışında elde edilen deliller ise hukuka aykırı olmasından dolayı delil olarak kabul edilmeyecektir. Eşlerden birinin diğer eşin cep telefonundan elde ettiği delil hukuka aykırı olarak kabul edilecektir. Çünkü bu telefon eşin kendi şahsına aittir. Ancak evde bulunan bir mektup ya da not ortak alanda elde edildiğinden ve hukuka uygun olduğundan dolayı boşanma davasında delil olarak kullanılabilecektir. Bu konuda Yargıtay Hukuk Dairesi’nin verdiği iki farklı kararı paylaşmak istiyorum. Aldatıldığınıza emin olsanız bile sakin olmanızda fayda var. Yanlış bilgi ve yönlendirmeler sonucunda edindiğiniz ses kayıtları veya görüntüler sebebi ile 2 yıla kadar hapis istemiyle yargılanabilirsiniz. Şayet bu kayıtları bir de eşinizi rezil etmek için sinirle internette başka insanlarla paylaşırsanız alacağınız ceza yarı oranında arttırılacaktır. Kişisel veriler ile alakalı makalemizi buradan okuyabilirsiniz. Yargıtay Hukuk Dairesi vermiş olduğu bir kararda aldatıldığını düşünen ve bu sebeple eve ses kayıt sistemi kuran eşin bu şekilde diğer eşin bilgisi dışında elde etmiş olduğu kayıtları “ortak alanda” elde edilmiş olduğundan dolayı hukuka uygun kabul etmiştir. Burada en önemli husus kararda da özellikle üzerinde durulduğu gibi ses kaydının ortak alanda elde edilmesidir. Ancak Yargıtay Hukuk Dairesi vermiş olduğu bir başka kararında ise kendisini aldattığını bizzat kendi el yazısı ve sözleri ile itiraf eden eşinin “günlüğünü” mahkemeye delil […]
Continue reading -
Oca 16
Boşanan Kadının Çocuğunun Annesinin Soyadını Alması
Boşanan Anne Soyadını Çocuğuna Verebilir Mi? Günümüzde evliliklerin önemli bir kısmı boşanma ile sonuçlanmaktadır. Boşanmaların bir sonucu olarak, sona eren evliliklerde doğan çocukların velayet durumu, çocuk ile kişisel ilişki kurulması, çocuğun korunması gereken hakları ve soyadı kullanımı; çeşitli tartışmaları ve farklı yargı içtihatlarını önümüze getirmektedir. Sona Eren Evliliklerde Doğan Çocuk Hangi Soyadını Kullanabilir? Boşanma ile sona eren evliliklerde doğmuş çocuklar için, velayet hakkı sahibi anne ya da baba, soyadının değiştirilmesi davası açmaz ve gerekli hukuki prosedürü işletmez ise; boşanan ebeveynin çocuğu, babanın soyadını kullanır. Özetle doğru hukuki yol izlenerek çocuğun soy isminin değiştirilmesi sağlanamamış ise; çocuk evlilik sürerken olduğu gibi babanın soyadını kullanmaya devam eder. Bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 321. Maddesinin gereğidir. Boşanmadan Sonra Çocuğun Annenin Soyadını Kullanması Mümkün Mü? Anayasa Mahkemesi’nin 08.12.2011 tarih 2010/119 E. 20117165 sayılı kararı ile çocuğun velayet sahibi annenin soyadını kullanmasının önü açılmış; Anayasa Mahkemesi’nin 25.06 2015 tarihinde Hayriye Özdemir davasına ilişkin olarak vermiş olduğu karar sonucunda ise; bu husus tamamıyla açıklığa kavuşmuştur. Anayasa Mahkemesi 2011 tarihli kararı ile Soyadı Kanunu’n 4. Maddesinde yer alan “Soyadı seçme vazifesi ve hakkı evlilik birliğinin reisi olan kocaya aittir.” cümlesini iptal etmiştir. Böylelikle çocuğun soyadını, sağ ise, mutlak olarak babanın belirleyebileceğini öngören hüküm ortadan kalkmıştır. 2011 yılı öncesi Yargıtay içtihatlarına da yön veren bu hükmün ortadan kalkması ile birlikte, çocuğun annesinin soyadını kullanmasının önü açılmıştır. Nihayet Anayasa Mahkemesi 2013/3434 numaralı Hayriye Özdemir başvurusuna ilişkin olarak 25.06.2015 tarihinde vermiş olduğu karar ile; çocuğun velayet hakkı sahibi annenin soyadını kullanmasının; bakımı, temsili,mal varlığının yönetimi ve menfaatlerinin korunması gibi geniş yetkiler içeren velayet hakkının kullanımına ilişkin olduğunu kabul etmiştir. Anayasa Mahkemesi kararında, bu yetkinin kullanımının cinsiyetler arası ayrımcılık yasağı ve cinsiyetler arası eşitlik ve insan hakları bağlamında, uluslararası sözleşmeler ışığında değerlendirilmiştir.İlgili kararda 4721 Sayılı Kanun’un 27. Maddesini ‘nin haklı sebeple adın değiştirilmesine imkan tanıdığı belirtilmiş, böyle bir talebin reddinin aile hayatına saygı hakkına müdahale teşkil edeceği açıklanmıştır. Velayet Sahibi Anne Çocuğuna Kendi Soyadını Vermek İçin Hangi Hukuki Yola Başvurabilir? Boşanan anne, velayet hakkı sahibi olduğu çocuğunun, kendi soyadını kullanmasını istiyorsa, oturduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi’nde soyadı değiştirme davası açmalıdır. Bu dava, soyadındaki harf ve yazım hatalarının düzeltilmesi amacıyla açılan soyadının düzeltilmesi davası ile karıştırılmamalıdır. Açılması gereken dava haklı bir nedene dayanan soyadının değiştirilmesi davasıdır. Soyadının değiştirilmesi davası, davacının yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmalıdır. Mahkemenin kararının taraflara tebliğinden sonra yasal sürenin dolması ile karar kesinleşir ve çocuk annenin soyadını kullanmaya başlayabilir.
Continue reading -
Oca 16
Örnek Anlaşmalı Boşanma Protokolü
Örnek Anlaşmalı Boşanma Protokolü’nü aşağıdaki linke tıklayarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz. [dt_button link=”https://hukukofisi.istanbul/wp-content/uploads/2018/01/anlaşmali-bosanma-protokolu.docx” target_blank=”false” button_alignment=”default” animation=”fadeIn” size=”medium” style=”default” bg_color_style=”default” bg_hover_color_style=”default” text_color_style=”default” text_hover_color_style=”default” icon=”fa fa-download” icon_align=”left”]Örnek Anlaşmalı Boşanma Protokolü[/dt_button]
Continue reading







Yorumlar