Türk Ceza Kanunu sistematiğinde malvarlığına karşı işlenen suçlar arasında en ağır yaptırımlara bağlanan fiil, kuşkusuz yağma (halk arasındaki tabiriyle gasp) suçudur. Kişinin hem mülkiyet hakkını hem de vücut dokunulmazlığı ile hürriyetini hedef alan bu suç tipi, yargılama aşamasında en ufak bir usul hatasını dahi kaldırmaz. 2026 yılına girerken, Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin yerleşik içtihatları ve son dönemde verdiği kritik bozma kararları, savunma stratejilerinin merkezine yerleşmiştir. Bu rehberde, bir ağır ceza avukatı gözüyle, dosyanın seyrini değiştirecek teknik detayları ve Yargıtay’ın güncel bakış açısını analiz edeceğiz.

Yağma davası ile karşı karşıya kalan bir sanık veya müşteki için sürecin yönetimi, sadece kanun maddelerini bilmekle değil; yüksek mahkemenin “cebir”, “tehdit” ve “iade” kavramlarına yüklediği güncel anlamları kavramakla mümkündür. Eğer profesyonel bir hukuki desteğe ihtiyaç duyuyorsanız, 7/24 Ceza Avukatı Danışma – WhatsApp Hattı üzerinden hızlıca iletişime geçebilirsiniz.

Hırsızlık mı, Yağma mı? Yargıtay’ın “İrade Kırılması” Kriteri

Yargıtay’ın en sık verdiği bozma kararlarından ilki, suçun nitelendirilmesindeki hatadır. Pek çok dosyada yerel mahkemeler, hırsızlık olarak nitelendirilmesi gereken eylemi yağma olarak cezalandırmakta; bu da sanığın 2-3 yıl yerine 10-15 yıl hapis cezası almasına neden olmaktadır. Ceza avukatı için burada en kritik nokta, cebir veya tehdidin malın alınması için bir araç olarak kullanılıp kullanılmadığıdır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2012/29507 E. ve 2015/38211 K. sayılı ilamında vurgulandığı üzere; failin mağdurdan telefonu istemesi ve alkollü olan sanıktan çekinen mağdurun telefonu vermesi durumunda, eğer somut bir tehdit veya cebir yoksa eylem yağma değil, hırsızlık suçunu oluşturur. Yüksek mahkeme, “mağdurun kendi iç dünyasındaki korkusunu” yağma için yeterli görmemekte, failin dış dünyaya yansıyan irade kırıcı bir davranışını aramaktadır.

Bu ayrım, özellikle İstanbul ağır ceza avukatı tarafından takip edilen kalabalık metropol davalarında sıkça karşımıza çıkar. Mağdurun profilinin, olay yerinin ve failin hareketlerinin detaylı analizi, kamu davası nedir sorusunun ötesine geçerek, suçun vasfının tayininde hayati rol oynar.

Nitelikli Yağmada Silah ve Gece Vakti Kavramı: Güncel İçtihatlar

TCK 149. maddesinde düzenlenen nitelikli yağma, ceza alt sınırının 10 yıl olması nedeniyle oldukça riskli bir alandır. Yargıtay, bu maddedeki unsurların oluşup oluşmadığını titizlikle inceler. Örneğin, her “korkutucu alet” silah sayılmamakta; ancak mağdurun üzerinde bıraktığı etki ve nesnenin saldırıya elverişliliği ön plana çıkmaktadır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/2584 K. sayılı güncel kararında, silahla yağma suçunda silahın ele geçmemesi durumunda bile, mağdurun tutarlı beyanları ve teşhisleri ile mahkûmiyet kurulabileceğini, ancak bu durumun “şüpheden sanık yararlanır” ilkesiyle dengelenmesi gerektiğini hatırlatmıştır. Benzer şekilde, suçun gece vakti işlenmesi hali, güneşin batışından bir saat sonra başlayan süreyi kapsar. Yargıtay, suçun işlendiği saatin kesin olarak saptanamadığı durumlarda “gece vakti” artırımının yapılamayacağına dair çok sayıda bozma kararı vermektedir.

Eğer olay sırasında bir yaralanma meydana gelmişse, adli tıp raporu nedir sorusu ve bu raporun içeriği davanın kaderini belirler. Yargıtay’ın 2020/876 K. sayılı ilamına göre; yağma sırasında meydana gelen ve Basit Tıbbi Müdahale (BTM) ile giderilebilecek yaralanmalar, yağma suçunun unsuru kabul edilir ve ayrıca kasten yaralama suçu hükümlerinden ceza verilemez. Ancak yaralama ağırsa, gerçek içtima hükümleri uygulanır.

TCK 150/1: Hukuki İlişkiye Dayanan Alacak Tahsili

Halk arasında “kendi alacağımı aldım” savunması olarak bilinen bu madde, yağma davalarında en güçlü savunma araçlarından biridir. Eğer sanık, mağdurdan gerçekten bir alacağı olduğunu ve bu alacağı tahsil etmek amacıyla cebir/tehdit kullandığını ispatlarsa, yağma suçundan değil; sadece tehdit veya kasten yaralama suçundan ceza alır. Bu durum hapis cezasının on yıllardan aylar mertebesine düşmesi anlamına gelir.

Ancak burada Yargıtay’ın çok sert bir kısıtı vardır: Yargıtay 6. CD 2015/1055 K. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere; TCK 150/1 maddesinin uygulanabilmesi için alacağın “bizzat sanığın kendi alacağı” olması gerekir. Başkasının alacağını tahsil etmek için yapılan eylemler, doğrudan nitelikli yağma suçunu oluşturur. Ayrıca, tahsil edilmeye çalışılan miktar gerçek alacaktan fazlaysa, yine yağma hükümleri devreye girer.

Etkin Pişmanlıkta Yeni Dönem: Mağdur Kabul Etmese Bile İndirim Alınabilir mi?

Yağma suçlarında etkin pişmanlık (TCK 168), cezanın yarıdan fazla indirilmesini sağlayabilen bir müessesedir. 2026 yılı uygulamalarında Yargıtay’ın bu konudaki en güncel yaklaşımı, “zararın giderilmesi” noktasındaki katılığıdır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2023/15224 K. (Esas 2022/15532) sayılı devrim niteliğindeki kararında; sanığın veya ailesinin mağdura parasını iade etmek istediği ancak mağdurun parayı kabul etmediği durumlarda, mahkemenin parayı “mahkeme veznesine depo ettirmesi” gerektiğini vurgulamıştır. Eğer mahkeme depo kararı vermeden “mağdur parayı almadı” diyerek etkin pişmanlık indirimini yapmazsa, bu bir bozma sebebidir. Bu durum, Türkiye’nin en iyi ceza avukatı arayışındaki müvekkiller için teknik bilginin ne kadar değerli olduğunu kanıtlamaktadır.

Örgütlü Suçlar ve Yağma İlişkisi

Yağma suçu, bazen bireysel bir öfkeyle değil, örgütlü suçlar kapsamında sistemli bir şekilde işlenir. Yargıtay, “suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanarak” işlenen yağma eylemlerini en ağır nitelikli hal olarak kabul eder (TCK 149/1-g-h). Bu tür dosyalarda sadece gasp eylemi değil, örgüt üyeliği veya yöneticiliği suçlamaları da gündeme gelir. Özellikle karmaşık dosyalarda Ağır Ceza Avukatı ve Ceza Davaları Rehberi 2026 üzerinden genel süreçleri incelemek faydalı olacaktır.

Ayrıca, uyuşturucu ticaretiyle bağlantılı yağma olaylarında hem en iyi uyuşturucu avukatı hem de tecrübeli bir ağır ceza avukatı ile çalışmak, dosyaların birbirine karışmasını engeller. Yargıtay, uyuşturucu parası için işlenen yağma eylemlerinde “malın değerinin azlığı” indirimini (TCK 150/2) uygulama konusunda oldukça çekimserdir; ancak son yıllardaki içtihat değişikliğiyle failin kastına değil, alınan malın objektif değerine bakılması gerektiğini kabul etmeye başlamıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

  • Gasp (yağma) suçu şikayete bağlı mıdır? Hayır, yağma suçu resen takip edilen ağır bir suçtur; mağdur şikayetten vazgeçse dahi kamu davası devam eder.
  • Silahla yağmanın cezası 2026 yılında nedir? TCK 149 uyarınca nitelikli yağmanın cezası 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır.
  • Bıçak göstermek yağma sayılır mı? Evet, Yargıtay içtihatlarına göre mağdurun iradesini sakatlayacak şekilde bıçak teşhir edilmesi nitelikli yağma (silahla) unsurunu oluşturur.
  • Yağma suçunda denetimli serbestlik var mıdır? Alınan cezanın miktarına göre infaz kanunu hükümleri uygulanır; ancak yüksek cezalar nedeniyle doğrudan denetimli serbestlikten yararlanmak zordur.
  • Yanlışlıkla hırsızlık yerine yağmadan dava açılırsa ne olur? İfade avukatı eşliğinde verilecek teknik savunma ile suçun vasfının değiştirilmesi (tavzif) talep edilir ve Yargıtay bozma ilamları emsal gösterilir.

Profesyonel Destek

Gasp ve yağma davaları, özgürlüğün pamuk ipliğine bağlı olduğu, cinayet avukatı kadar titiz çalışması gereken uzmanlık alanlarıdır. 2026 yargı pratiğinde, Yargıtay’ın eskiye oranla daha detaycı ve usul hatalarına karşı daha hassas olduğu görülmektedir. Dosyanızdaki eksik bir silahlı yaralama suçu analizi veya hatalı bir teşhis işlemi, yıllarınıza mal olabilir.

Adaletin tesisi ve haklarınızın korunması için Ankara, İstanbul ve Türkiye genelinde ağır ceza yargılamalarında derin tecrübeye sahip kadromuzla yanınızdayız. Hukuki risklerinizi minimize etmek ve Yargıtay’ın en güncel lehine kararlarından faydalanmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.